Konak Hastanesi | Randevu Sistemi

Bölüm Seçiniz

Doktor Seçiniz

Tarih & Saat Seçiniz

Kişisel Bilgilerinizi Giriniz

Engelli hastalar için "öncelikli hasta" bankosuna başvurunuz.

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

Op.Dr. Fatih KUL

Şeker Ameliyatı nedir? Kime yapılır?

Şeker hastalığının bilindiği üzere klasik tedavisi diyet, egzersiz ve ilaç kullanımı ile sağlanmaktadır. Ancak klasik yöntemler ile tedavisi herzaman çok başarılı olamamaktadır ve tedavinin yetersiz olduğu durumlarda şeker hastalığı ne yazıkk ki vücuda çok zarar verebilmektedir. Göz, kalp, böbrek ve damar yapının olduğu her organ diyabetten etkilenir ve hastalanır.

Hastaların diyetlerine dikkat edememeleri, takiplerine düzgün gitmemeleri, ilaç ihtiyacının devamlı değişkenlik göstermesi gibi sebepler sayılabilir. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı hastaların sadece %5'i 3 yıl ve üzeri düzenli olarak diyet ve egzersiz programlarına uyabilmektedir. Bu açıdan baktığımızda klasik yöntemlerin ne yazık ki bazen beklentileri karşılayamadığını söyleyebiliriz ve bu durumda yeni çözüm arayışları kaçınılmaz ve de gereklidir. 

Günümüzde obezite ve tip 2 diyabet konusunda en etkili yöntemlerden biri hiç tartışmasız cerrahi uygulamalardır .  Tıbbi veriler neticesinde cerrahi uygulamaların tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde %80-95 oranında tam ya da kısmi iyileşme sağladığını görmekteyiz.

Diyabet cerrahisi diye bildiğimiz cerrahi operasyonların tıbbı dilde karşılığı metabolik cerrahidir. Diyabet hastalığı çok etmene bağlıdır ama en önemli sebep yeme alışkanlıklarımızdır. Günümüz yiyeceklerinin aşırı kalorili ve işlenmiş olması çok yememize ama doymamamıza ve yememize rağmen ince barsaklarımızın gerekli kısımlarının yeterince uyarılmamasına ve insülin direncimizin çok artmasına sebep olmaktadır.

Metabolik cerrahiler, yediğimiz yemeğin miktarını azaltarak ve yemeklerin geçiş yollarını değiştirerek, bazı hormonların daha aktif çalışmasını sağlar ve diyabet ile obezite sorununun çözüme kavuşmasını amaçlar. Bunu yaparken de hastada kalıcı vitamin, mineral ve protein eksikliği yaratmamak da önemlidir.

Yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı diyabet ameliyatlarında midenin belli bir oranda küçülmesi gerekir. Bu aynı zamanda midenin fundus kısmının çıkarılmasını kapsar. Bu sayede hasta hem daha az yer hem de fundustan salgılanan açlık hormonu diye bilinen ''grelin'' hormonundan kurtulur ve insüin direnci düşer. Ardından da mide ile ince barsak son kısmı arasında bir yol oluşturulması da sağlanır ki yemeklerin bir kısmı buradan ince barsak son kısma geçer ve ''GLP-1''isimli hormonun salınımını ve doğal olarakda insülin direncinin ciddi oranda kırılması sağlanır.

Diyabet ameliyatının işe yarayabilmesi için hastanın pankreasının muhakkak '' insülin '' üretiyor olması gerekmektedir çünkü metabolik cerrahiler aslında vücutta bulunan ama birşekilde kullanılamayan insülinin kullanılmasını sağlayan ameliyatlardır. Vücutta insülin yoksa bu ameliyatlar işe yaramaz. Kişinin insülin rezervleri  bazı tetkikler ile anlaşılabilmektedir. Bu sayede ameliyat için uygun olup olmadığınız tetkikler neticesinde anlaşılabilir.

Bu ameliyatlar halen gelişim sürecinde olduğu göz önünde bulundurularak bu gün için, kontrolsüz şeker seviyeleri olan, insülin kullanan, organ hasarı hafif- orta oranda olan hastaların cerrahisi daha faydalı gözekmektedir. İleri organ hasrarı olması, şeker hastalığının 10 seneden uzun süredir olması ve pankreas rezervlerinin az olması ameliyatın faydasını azaltabilmektedir.