Konak Hastanesi | Randevu Sistemi

Bölüm Seçiniz

Doktor Seçiniz

Tarih & Saat Seçiniz

Kişisel Bilgilerinizi Giriniz

Engelli hastalar için "öncelikli hasta" bankosuna başvurunuz.

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

Lütfen İlgili Alanları Doldurunuz

Dyt. Aleyna AYYÜCE ÖZBEY

Kadın İnfertilitesinde Beslenme

İnfertil Kadınların Doğurganlığına Obezite ve Beslenmenin Etkisi

Kadınlarda doğurganlık; besin seçimlerinden, beslenme düzeninden, besin takviyelerinden ve obezite varlığından etkilenmektedir. Beslenme programında yapılan bir takım değişikler doğurgalığı artırabilmektedir. 
Doğurganlığı etkileyen önemli faktörlerden biri ise obezitenin bir göstergesi olan beden kitle indeksidir(BKI). Beden kitle indeksi boya göre vücut ağırlığının bir göstergesidir. Bu değer eğer 30kg/m²'den büyükse kısırlık yaklaşık 3 kat artmaktadır. Bu durumda obezite; kadınlarda adet düzensizliklerini, polikistik over sendromunu, cinsel istekte ve östrojen hormon üretiminde azalmayı etkileyebilmektedir. Sağlıklı ve size özel bir beslenme programı ile kilonuzu normal aralığa getirmenin doğurganlığa olumlu etkileri olacaktır.
Obezite haricinde beslenme tipi olarak Akdeniz diyeti (tam tahıllı karbonhidratlar, ceviz, fındık, bedem gibi yağlı tohumlar ve zeytinyağı, balık, kurubaklagil, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenme) tercih edilmelidir. Akdeniz tipi beslenme sağlıklı beslenme alışkanlıklarını destekleyecek ve dengeli bir diyet örüntüsü oluşturulmasına yardımcı olacaktır. 

İNFERTİLİTEYİ ETKİLEYEN MİKRO VE MAKRO BESİNLER:

1. FOLİK ASİT:
Folik asit vücutta DNA sentezi, gametogenez, döllenme ve gebelikte önemli rol oynamaktadır. Günlük Folik asit takviyesi kullanma ve folik asitten zengin besinleri tüketmek, gebelik olasılığını, canlı doğum olasılığını artırmaktadır. Ayrıca folat takviyesi tüp bebek tedavisi sonuçlarını olumlu etkilemektedir.
Folik asitten zengin besinler;

  • Baklagiller,
  • Kuşkonmaz,
  • Muz
  • Dana ciğeri
  • Yeşil Yapraklı Sebzeler

2.D VİTAMİNİ:
D vitamini üreme sisteminde oldukça önemlidir. D vitamini reseptörleri; yumurtalıklar, rahim ve endometriyum olmak üzere üreme sistemine dağılmıştır. Ayrıca D vitamini yumurtalık steroidogenezini uyarır, foliküler olgunlaşmayı destekler. Aynı zamanda PCOS patogenezinde rol oynamaktadır. Yapılan çalışmalarda D vitamini depoları dolu olan kadınlar düşük serum D vitamini seviyesine sahip kadınlarla karşılaştırıldığında klinik gebelik ve canlı doğum oranları daha yüksek bulunmuştur.
D vitaminin kaynakları:

  • GÜNEŞ
  • Yağlı balık
  • Mantar
  • Süt

3.KARBONHİDRATLAR:
Beslenme ile alınan karbonhidrat miktarı, türü; glikoz homeostazını ve insülin duyarlılığını etkiler, bu da yumurtalık androjen üretimini ve yumurtalık fonksiyonunu etkileyebilir. Yapılan çalışmalarda PCOS'lu kadınlarda diyet karbonhidrat tüketimindeki azalma insülin duyarlılığını geliştirmiştir. Bu durumda dolaşımdaki testesteron düzeylerini azaltmış ve yumurtlama fonksiyonunu olumlu yönde detseklemiştir. Fakat tam tahıllı ürünlerin tüketimi bileşiğindeki lignan, fitik asit, selenyum dolayısıyla üremeye katkı sağlayabilmektedir. Sonuç olarak; glisemik yükü düşük olan diyetlerin doğurganlığa fayda sağlayabileceği gözlenmiştir.

4.YAĞ ASİTLERİ:
Yağ asitleri oosit olgunlaşması ve erken embriyo gelişmesi sırasında enerji substratı olarak kullanılır. Yağ asidi alımlarında özellikle n-3 PUFA (omega-3) alımı klinik gebelik ve canlı doğum sayısında artış ve daha iyi embriyo morfolojisi ile ilişikilidir. Bu sebeple her gün mutlaka, omega 3 kaynağı olan; ceviz, keten tohumu, chia, süt, balık gibi ürünler sofralara getirilmeli. Öte yandan trans yağ asitleri insülin direncini artırmakta ve böylece yumurtlama sürecini olumsuz etkilemektedir.

5.PROTEİN ALIMI:
Hayvansal protein kaynağı süt, et, tavuk, balık, yumurta ve bitkisel protein kaynağı mantar, soya, bezelye, yağlı tohumlar vücudun ihtiyaç duyduğu proteini sağlamakla görevlidir. Hayvansal protein kaynaklarındaki pestisitler büyüme faktörü ve cinsel hormonları olumsuz yönde etkiler.
Hayvansal protein kaynakları anovülasyon üzerinde bir etkiye sahip olmasa da artan bitkisel protein alımı bu riski azaltmıştır.